JAPONYA VE İNOVASYON

CNN Türk’te yayınlanan “Made in Japan” belgeselinin çekimleri için Japonya’da bulunduğum sırada; Honda’nın Saitama fabrikasını ziyaret etmiş ve fabrika müdüründen de üretimle ilgili çok ilginç bilgiler alma fırsatı bulmuştum.

Fabrikada çalışan sıradan bir bant işçisi her ay üstleri ile bir toplantıda bir araya geliyor ve bu toplantıda mevcut işini daha iyi nasıl yapabilirim diye soruyor, kafa yoruyor ve çözümler üretiyor. Örnek vermek gerekirse “Hazır olan sistemde bir saat içinde 3 otomobilin kapısını monte ederken, otomobil banttan işçiye x materyalleri hazır bir şekilde gelirse o zaman dört otomobil montajı yapabilirim”. Diye kendisi çözümü buluyor ve mühendise aktarıyor.

Peki mühendis ne yapıyor? “Hadi oradan sen ne anlarsın bu işten” demiyor. Bant işçisinin anlattıkları mevcut sisteme yük getirmeden gerçekleştirmek mümkün olabiliyorsa hemen denemeye başlıyorlar. Sonuç başarılı ise tüm sistem o işçinin anlattığı şekilde düzenleniyor. Kısacası yaratıcılık, yenilikçilik sanıldığı gibi bazı insanlara bahşedilmiş bir yetenek değil. İnovasyon, insanların doğuştan sahip oldukları genlerden de gelmiyor. Uygun ortam bulan herkes yaratıcı, yenilikçi ve inovatif olabiliyor. Herkesin içindeki yaratıcılığı ortaya çıkarmak, sadece yaratıcı görünen insanlardan inovatif çözümler beklemekten çok daha önemli.

Japonya’da iş hayatının temelini inovasyon oluşturuyor. Çalışan her birey çalıştığı şirketi kendi ailesi gibi benimsiyor ve “Daha iyi, daha kaliteli nasıl yapabilirim?” sorusunu sürekli kendisine soruyor. Çalışıyor, çabalıyor. Bunun arkasında yatan en önemli gerçek ise elbette Japonların keşfettiği ve uygulamada başarı sağladığı “Ömürboyu İstihdam” sistemi var. Bu uzun uzun anlatılabilecek başlı başına anlatılacak bir başka konu.

Japonya şunun farkına çok iyi vardı ve uygulamaya başladı. Yenilikçi ve inovatif olmak, insanın yaptığı işte hangi davranış içinde olduğuyla ilgilidir. Nasıl davranışlarımız düşüncelerimizi, düşüncelerimiz de duygularımızı  değiştiriyorsa (Pozitif Psikoloji),  iş hayatında da davranışı değiştirmek insanın daha inovatif düşünmesinin yolunu açar. Yenilikçi davranışı yücelten, yenilikçiliği hakim kılan şirketlerde, herkes yenilikçi olur. Bu davranışların yerleştiği bir organizasyonda sadece çok yetenekli insanlar değil, istisnasız herkes inovatif adımlar atabilir. İşte bir logoya dönüşen MADE IN JAPAN yazısının arkasındaki itici güç bu. İşte bu yüzden hayatımızı değiştiren tüm yeni teknolojileri Japonya’dan öğrenmeye devam ediyoruz.

Bir organizasyonda inovatif olmayı bir refleks, bir alışkanlık haline getirmenin birinci koşulu, üst yönetimin yenilikçi olmasıdır. Bir şirketin inovatif olması için, başta liderinin inovatif olması gerekir. Bir liderin inovatif olmasından kastedilen liderin kendisinin inovasyon yapması değil, inovasyon ortamını hazırlayan, inovasyonun önünü açan kararlar alması ve bu kararların arkasında durmasıdır.  Bir organizasyonun bütün birimlerinin inovatif bir davranış içine girmesi, buna ceaseret etmesi ancak liderin bu tavrıyla mümkün olur. Bir lider, kısa dönemde sonuç almayı tercih etmek yerine, insanları yenilikçi yolları kullanmaya teşvik ederse ve bu yolda hata yapanları hoş görürse şirketteki herkes yaptığı işe,  inovatif bir tutumla yaklaşır.

Mevcut duruma, yerleşik anlayışlara karşı çıkılmayan hiçbir yerde inovasyon yapmak mümkün değildir. Ne kadar yenilikçi, ne kadar yaratıcı fikirlere sahip olursa olsun, mevcudu korumak isteyen bir kurum inovatif olamaz. Statükoları kabul eden ortamlarda inovasyon yapılamaz.

İnovatif çözümler elde etmek için farklı alanlarda uzmanlaşmış, farklı bakış açılarına sahip insanlarla iletişim içinde olmak gerekir. Bunun için geniş bir çevre ile ilişkide olmak gerekir. Bunu sadece, sosyalleşmek ya da kişisel ilişki ağı oluşturmak amacıyla değil sürekli olarak yeni fikirlerden, yeni bakış açılarından, yeni yöntemlerden beslenmek için yapmak gerekir. Farklı fikirlere, görüşlere ve yaşam tarzlarına sahip insanları bir araya getiren, kültürel çeşitliliği yüksek şirketler, inovatif çözümlere çok daha kolay ulaşırlar. İnovasyon yapmak için, birbirini onaylayan insanları değil, farklılıklarına rağmen ahenkle çalışan insanları  bir araya getirmekle mümkün olur.

İnovasyon bir yetenek işi olmaktan çok inovasyona uygun bir ortam yaratma işidir. En etkili inovasyon yapan insanlar, inovasyona en uygun ortamda çalışan insanlardır.

İnovasyon kültürü deneme-yanılma metodolojisi üzerine kuruludur. Denemeler sırasında,  yaşadıkları başarısızlığın bir sonraki başarılarının öncüsü olduğunu düşünen insanlar inovasyon yaparlar

Leave a Reply