BEN PAYLAŞIMCI DEĞİLİM, OKUYUCUYUM AĞABEY…

Bana göre sosyal medyadaki inanılmaz kaos, aslında adından kaynaklanıyor. Her şeyden önce adında medya geçen bir isim herkesin kafasında bir güven kaynağı oluşturuyor. Neden? Çünkü biz bugüne kadar medya dediğimiz tüm yayın organları ne derse sorgusuz sualsiz inandık. Televizyon, gazete, radyo, dergiler.Sosyal medyaya da sırf adında medya sözcüğü geçtiği için sorgulayarak bakmadık. Buradaki bilgi kirliliği, manüplasyon ve dezenformasyon batağında debelenip durduk.

Bundan daha vahimi ise, sosyal medyanın başındaki “sosyal” sözcüğünün sihrine kapılanlarımız için söz konusu. Sosyal Medya platformları, bizlere bir yandan zaman ve mekândan özgür olup tüm dünyayla buluşabileceğimiz bir sosyal iletişim ortamı vaad etti. Ancak giderek toplumlaşan bu iletişim ortamında bireysel ifadenin özgürleşmesi hayalleri, yerini beton kadar sert, kutuplaşan bir toplum zemininde bitaraf ya da bertaraf olma ikilemine zorlayan bir mahalle baskısı kabusuna bıraktı. Kısacası ya onlardan oldunuz, ya da bunlardan. Ben buradayım çünkü hayallerimi ifade etmek istiyorum onları paylaşmak istiyorum diyemediniz; a-politik olmakla suçlandınız.

Paylaşımcı değilim, okuyucuyum ağabey…

Yaşanan düş kırıklıkları, yanılsamalar ve güven sorunları yüzünden insanlar Facebook, Twitter ve Sözlük gibi platformları riskli, güvensiz ve depresif bularak paylaşımlarını sıfırlayıp pasif izleyici moduna geçtiler. Huzuru Instagram, WhatsApp, Linkedin ya da SnapChat gibi görece yeni, tenha ve steril platformlarda arıyanların sayısı ise günden güne artıyor.

Günden güne artan bir trend bu “Hiç bir şey paylaşmamak ama takip ederek insanların hangi trendi takip ettiği ile ilgili bilgi sahibi olma. Pek çoğumuza böyle ilginç ekleme talepleri gelmiştir. Hiç bir şey paylaşmadığı halde binlerce insanı takip etmeyi istemenin tek açıklaması budur.

Peki, yanlışı nerede yapıyoruz?

Öncelikle, sosyal medyaya bakışımız çok sağlıklı değil. Ona çok şey atfediyor, çok rol yüklüyor ve çok şey bekliyoruz. Etkisinde çok kalıyoruz. Neredeyse  nasıl davranacağımıza o karar veriyor. O bizi sürüklüyor, savuruyor ve kendi uygun gördüğü yere bırakıyor. Oysa sosyal medya, platformu onun bizi şekillendirdiği ya da sürüklediği değil, bizim onu biçimlendirdiğimiz bir ortam olursa beklentilerimizi karşılamaya başlar. Bunun da bir kaç çok basit yolu var.

Örneğin; sosyal medyayı haber almak amacıyla kullanıyorsanız, bunun için anonim bir Twitter hesabı açın, beğendiğiniz güvenilir bulduğunuz profillerden bir Twitter listesi oluşturun ve takip etmeye başlayın. Günlük haber ajansları, dergiler, gazeteler, online tv’ler. Böylece sabahları o anonim hesabınızla Twitter’a girip haber alma ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Herhangi bir paylaşım yapmak zorunda değilsiniz.

Ama eğer hayır ben böyle yaşayamam politik görüşümü söylemek istiyorum. Siyaset yapmak istiyorum diyorsanız. Bunu size yakışır, ilkeli ve seviyeli biçimde yapın ve trollerden, manipülatörlerden uzak durun, kesinlikle laf atmalarına yanıt vermeyin. Polemiklerden her zaman uzak durun. Bir tartışmaya girmek için en yanlış yer sosyal medya hesaplarıdır.

Mesleki paylaşım yapmak isterseniz, kendinize bir blog açın. Düzenli olarak yazılarınızı oraya koyun. Bir gün gelecek yazdıklarınızı okuyan sizinle yakın düşüncelere sahip insanlardan oluşan bir takipçi listesine sahip olacaksınız. ya da hazır bir platform benim için daha iyi diye düşünenlerdenseniz. Linkedin hesaplarınızdan bilgilendirici paylaşımlar yapın, mesleki gruplara ve tartışmalara seviyeli biçimde katılın. Mesleki sohbet ve forumlara katılın.

Facebook’un özelliklerini inceleyerek biraz daha kişisel ve yakın çevrenizden oluşan bir sosyal ağ haline getirin.

Instagram’da daha huzur dolu paylaşımlar yapın ve güzel paylaşım yapanlarla etkileşime girin, hatta ortak ilgi alanları olan profillerle ilişkin etiketler altında buluşun, birlikte seyahate çıkın, fotoğraf safarilerine katılın. Kısacası sanallıktan kurtulup gerçekten sosyalleşmenin bir yolunu bulun.

Bunlar yapabileceklerinizin küçük bir kısmı; fazlasını keşfetmek isteyenler için sosyal medyada daha çok bilgi ve eğlence var. Yeter ki sosyal medyaya bakışımız ve ondan beklentilerimiz doğru olsun, bir de meraklı bir ruhumuz olsun.

En nihayetinde, sosyal medya bir medyadır ama medya dediğimiz şey, artık bizim eskiden bildiğimizin çok ötesinde; içinde bireye, topluma ve hayata dair her şeyi barındıran bir yaşam alanıdır.  Bizler de o yaşam kumandasının sahipleri olarak kendi yaşam medyamızı kendi yaşamak istediğimiz gibi yönetmekten sorumluyuz.

Sosyal medyada sürüklenmemek, savrulamamak dileğiyle…

 

Leave a Reply