YAPAY ZEKA VE VERİ MÜLKİYETİ

Canlılar üzerinde milyarlarca yıldır devam eden evrim şekil değiştirdi. Şimdi çok farklı bir yolda ve inanılmaz bir hızda gelişiyor.  Tüm Dünya’yı sarmalayan ve her şeyi bilen bir sistemin içinde yaşıyoruz. Biz buna internet diyoruz. O sizin hakkınızda her şeyi biliyor. Nerede Yaşıyorsunuz? Kaç yaşındasınız? Ailenizle olan ilişkileriniz nasıl? Politik görüşünüzden, harcama alışkanlıklarınıza, banka birikimlerinizden, ilk aşkınıza kadar  her şey bu sanal dünyanın içinde gizli.  Şimdilik bir tehlike yok ama yapay zekanın gelişmesiyle bu sistemin bir bilince sahip olduğunu düşünün… İşte o zaman kendi ellerimizle yarattığımız tanrı tarafından birer köleye dönüştürüleceğiz.”

Bu konu bir bilimkurgu filmi kadar uzak gelecekten bahsetmiyor. En fazla 15-20 sene sonra olacakları haber veriyor aslında.

2018 yılında, kim olduğunuz, ne düşündüğünüz ve ne istediğiniz gibi soruların cevaplarını sizi takip eden bir yapay zekanın oluşturduğu algoritmadan öğrenmek mümkün. Üstelik insan birçok durumda, bu algoritmanın onu tanıdığı kadar kendini tanıma fırsatı bulamıyor…

İşin içine biyometrik sensörleri de ekleyince takip edilecek biyokimyasal işlemler ve beyin sinyalleri, biyometrik kimliğinizi oluşturacak ve bu bilgiye sahip olmak inanılmaz değerli olacak. Şöyle örnek vereyim: Bir yazılım mühendisi tarafından hazırlanacak algoritma, göz hareketleri, nabız, kan basıncı ve beyin aktiveleri gibi biyometrik verileri inceleyerek size kim olduğunuzu söyleyebilir. Hatta kendinize itiraf edemediğiniz bir gerçeklikle yapabilir bunu.  Örneğin cinsel tercihinizi tek bakışla anlayabilir. Bunun için bir reklamda kadın yerine bir erkek gösterilmesi gerektiğine bile karar verebilir. Tahmin edilebilir arzularınız, manipüle edilebilir duygularınızla kendinizi bir Dijital Kabus içinde bulabilirsiniz. İnsan çok kolay manipüle edilebilir.  Sizin hakkınızda her şeyi bilen sistem en güçlü olduğunuz yanları bildiği gibi en zayıf noktanıza parmak basarak sizi gerçeklik ve delilik arasında sürükleyebilir.

Şimdi tüm bu senaryoların altında yatan asıl gerçeğe bakalım. Biz ona  “DATA” diyoruz…

Türkçe söylenişi ile “VERİ”…

Sizden gelecek tüm veriler, sizin hakkınızdaki genel ve özel bilginin yorumlanmasını sağlayacak.

İşte geleceğin dünyasına şekil verecek konu, bu verilerin mülkiyetidir. Artık yeni bir meslek mi doğar, yoksa hukukçular çok geç kaldıkları bu konuya ciddi bir şekilde eğilmeye mi karar verirler? Bilemem.

Sakın yanlış anlaşılmasın ben sosyal medyadaki bilgi güvenliğinizden bahsetmiyorum. Verilerinizin mülkiyetinden bahsediyorum. Gazetelerde geçtiğimiz günlerde bir haber çıktı.  Bu konulara ilgililer takip etmiştir. İsveç, vatandaşlarına birer çip takmaya başladı. çipin içerisinde o kişiye ait pek çok bilgi bulunuyor ve devlet çeşitli sensörler vasıtasıyla o kişinin nerelerde dolaştığını, ne alışverişi yaptığını ve kimlerle birlikte olduğunu bile takip edebiliyor.

Çok yakın bir gelecekte hastanelerin sağlığımızı daha iyi denetlemek adına takacakları çipler, gizliliğimizden bir parça daha feragat etmemize sebep olacak. Devlet ülkede o yıl kaç kişinin potansiyel sağlık sorunları yüzünden öleceğini öğreneceği gibi, genetik ve çevresel faktörleri de değerlendirmeye alabilecek. Kısacası sizin vücudunuzdaki bir çip sinyal verdikçe devlet sizin hakkınızda her şeyi bilecek. Belki farkına varmayacaksınız ama bir pastörize süt çiftliğindeki inekten farkınız kalmayacak. İşte hukuk bu anlamda bireye ne gibi özgürlükler tanıyabilecek bu konuda yapılan hiçbir çalışma yok.

Dört Milyar yıllık doğal seleksiyon yoluyla evrilen organik yaşam, yerini akıllı tasarım inorganik bir yaşama teslim etmeye hazırlanıyor ama biz daha henüz karşılaşacağımız zorlukların farkında değiliz.

Leave a Reply