Ufuk İŞMAN

Hayata ait dipsoslar…

Her sabah metroyu kullanıyorum işe gelip giderken. Şimdi trenin vagonlarıda değişti daha büyük daha aydınlık ama bir o kadarda rahatsız hale geldi. Sert plastikten yapılan oturma bankları hem hiç ergonomik değil hem de kayganlığı sebebiyle acaip rahatsız. Kısacası oturma yerleri TSE belgeli Türk popo boyutlarına uygun değil. İşin içine henüz trenin karakteristik özelliklerine uyum sağlamayı başaramayıp, frene yerli yersiz dokunan vatmanlarda dahil olunca; zaman zaman kayarak kucakta oturma pozisyonları da yakalanmıyor değil.

Bindiniz trene, sarsıntısız bir şekilde çıktınız yola. Göz kapaklarınız ağırlaştı. Sabah mahmurluğu ile tatlı tatlı rüya bile görmeye başladınız. O sırada bir anons geliyor, yumuşak ve bir o kadarda buğulu bir sesle gelecek istasyon Osmanbey diyor hanımefendi. Hemen peşinden ekliyor sanki dövecekmiş gibi “NEXT STATION OSMANBEY”. İşte o an ayılıyorsunuz. Sanki anladığınız belirtmek için içinizde bir istek beliriyor. Ayağa kalkıp “Evet öörtmenim gelecek istasyon Osman Bey “anladım arz ederim, saygılarımla demek istiyorsunuz. Türkçesini anladım da İngilizcesi ne demek oluyor Allah aşkına. Dünyanın neresinde böyle bir uygulama var?

Fransa’da bir metro istasyonunun İngilizce anons yayınlasalar,  ayaklanma çıkar. Uluslar arası havaalanlarında dahi yapılan anonsun İngilizce olduğunu anlamak bile özel kabiliyet gerektiriyor.

Japonya’da bırakın anonsu ne istasyon isimleri ne çıkış tabelaları bile bir farklı dilde hazırlanmıyor. Yardım ediyorlar, yardımcı oluyorlar başka.

Bu sayede o dili öğrenmeye zorunlu hissediyorsun kendini. Beş senedir Türkiye’de yaşayıp da “Merhaba”, “Nasılsın?”, “ ben İyiyim” diyemeyen İngiliz tanıyorum ben. Bu ne cüret bu ne saygısızlık, ne snob duruştur. Adam bakkala bile gitse yarım yamalak  İngilizce konuşan birini mutlaka buluyor nasıl olsa.

Kendisini dünyanın nimeti kabul ettiği için de diğer dilleri ve kültürleri aşağılayan bir yapıya bürünüyorlar. Sanki herkes onun dilini konuşmak zorundaymış gibi. Siz hiç Vladimir Putin’i İngilizce konuşurken gördünüz mü? Göremezsiniz de, bu onun o dili bilmediği anlamına gelmiyor. Yapılan İngilizce bir espriyi anında anlayıp kahkahayı atıyor ama cevabını Rusça veriyor, artık onlar düşünsünler.

Ben Süleyman Demirel’in Isparta lehçesiyle konuştuğu İngilizce basın toplantısını hiç unutamıyorum mesala.

 Keşke Youtube  o zaman da da olsaydı da. Dünyanın en çok hit alan demeçlerinden birini defalarca izleme şansına sahip olabilseydik. TRT’nin arşivlerinde kimbilir neler var neler. Neyse konuyu dağıtmadan bağlayayım. Beni yerli yersiz yapılan, İngilizce anonslar, işaretler, tabelalar çok rahatsız ediyor. Benim gibi düşünen kaç kişiyiz bilemiyorum ama bunu bir medeniyet ölçüsü olarak algılayan geri zekalılarla mücadele etmeliyiz diye düşünüyorum. Lütfen taviz vermeyin, bilin öğrenin gerektiğinde yardımcı da olun ama bu ülkenin dilinin Türkçe olduğunu her fırsatta yabancılara hissettirin. Ben 20 kişilik toplantıda sadece bir tane Amerikalı var diye o toplantıyı İngilizce yaptığımız hatırlıyorum. İnanın gülme tuttu çünkü, herkesin İngilizce seviyesi eşit değil tabi Mr. Brown, Mrs Brown İngilizcesiyle ilerleyen bir toplantının onuncu dakikasından itibaren kopma noktasına gelebiliyorsunuz.

Tamam anlayan anladı benim ne demek istediğimi

 Sevgiler…

  • Share/Bookmark

 

Sigara yasağı tepkiler çeke çeke hayatımıza girdi. Ama ne giriş, sigara içemeyen gürühun uğrmayı kestiği dükkanlar boşaldı iflas etti, darmaduman oldu.

Milletçe komando gibiyiz. Her türlü zorlu şarta uyum sağlayabiliyor, yaşama olanağı bulabiliyoruz. “Life finds a way” sözü sanki bu millet için söylenmiş.

Ben bu yazıyla sigara yasağını bir kez daha tartışmaya açmak istemiyorum.

Ancak bir saptamamı sizinle paylaşmayı düşünüyorum.

İşe gidip gelmek için her sabah ya deniz motorlarını veya vapurları kullanıyorum.

Açık havada dahi sigara içilmemesi kadar beni mutlu eden bir başka şey daha yoktur, diyerek bu konudaki abartılı duygularımı ortaya dökeyim!:)

Bu sayede serin boğaz havasını derin derin ciğerlerime doldurabiliyorum. Yaşadığımız temiz ortamın umarım farkındasınızdır. Günde belki de binlerce kez hareket ederek yolcu taşıyan bu araçlarda sigara içilmemesi, boğazda meydana gelen inanılmaz bir kirliliği daha yok ediyor.  İçilip denize savrulan sigara izmaritlerinden tutunda, Vapurun küllükleri temizlenirken denize boşaltılan pisliklere kadar, binlerce ton katı atık artık yok!. Doğada kaybolması en zor materyal olan izmarit artık çok daha az oranda denize atılıyor. Biraz zihinlerinizi zorlayın lütfen. Sigara içilen dönemlerde güvertenin sağında solunda biriken izmaritleri ve küllükleri gözünüzün önüne getirin işte o pislik artık denize atılmıyor. Bu bir başlangıç, sıra pet şişeler ve naylon torbalarda.

 

  • Share/Bookmark

İçinde Bihter geçen ikinci başlığım bu benim…

Pazarlama konusunda ABD’nin en az 20 sene gerisinden geliyoruz. Televizyon ya da sinema ikonlarının birer ticari makinaya dönüşebileceğini yeni yeni keşfediyoruz.

Behlül’ün, Bihter’e hediye ettiği kolye her yerde aranıyor. İnsanlar sanki çıldırmış gibi bu kolyeyi soruyorlar. Normal şartlar altında kimsenin dikkatini çekmeyen bir obje, sırf dizinin renkli olduğu kadar karanlık karakteri Bihter tarafından beğenildi diye yeni bir ticaret sahası doğuruyor.

Türk dizilerinin 22 Arap Ülkesinde gösterilmeye başlamasıyla birlikte ise yine yeni keşfetmeye başladığımız bir başka olguyla da karşılaşıyoruz. 

“Cinematographia e l’arma piu forte”, “Sinematografi çok güçlü bir silahtır”

Benito Musolini’nin bu unutulmaz cümlesinin yasıttığı bir gerçek hayatımızı etkiliyor.

Türkiye hayat görüşünü, yaşam tarzını, siyasi duruşunu çektiği ve ihraç ettiği dizileriyle dünyaya duyuruyor. Hayranlık uyandırıyor ya da korkutuyor. Türkiye kesinlikle “bilinçsiz” olmadığını düşündüğüm bir sistemle özellikle Orta Doğu’ya harika mesajlar veriyor.

Son bir senede Türkiye’ye gelen Arap turist sayısı yüzde 50 artırmış.

Bu artışta Filistin-İsrail çatışmasında Türkiye’nin Filistin’den yana aldığı tavrın etkili olduğunu çok rahatlıkla görülüyor. İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi’ni ziyaret eden her turist bunu açıkca dile getiriyor zaten.

Gümüş Dizisi geçen sene 85 milyon’dan fazla Arap tarafından izlenmiş.

‘Asi’, ‘Ihlamurlar Altında’, ‘Kurtlar Vadisi’ en popüler diziler. Yakında yayına başlayacak Aşk-ı Memnu’nun da bir bomba etkisi yaratacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Araplar atalarının yaşadığı topraklara şimdi, hayalini kurdukları özgürlüğü koklamak için geliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra hızla modernleşen Türkiye, bugün Arap Yarımadası’na ‘açık bir toplum’ umudu veriyor.

Arap’lar Türk Dizilerinde, onların henüz yapamadığı şekilde duygularını ifade eden, hayat hakkında Arapların konuşamadığı gibi konuşabilen, aynı fiziksel özelliklere, tarihe, geleneklere sahip insanları görüyorlar.

Türkiye’nin güzelliği, Türklerin kendine saygısı, iyimserliği, Arapları daha iyi bir hayatı görmeye zorluyor. Daha derin bir boyutta ise, Türkiye’den modernizm ve tolerans mesajı yayılıyor. Bu kolektif Arap bilincini etkiliyor ve etkilemeye de devam edecek gibi görülüyor…

Milliyet Cadde ekinin editörlerinden Ceren Şehirlioğlu’nun haberine göre Arap Turistler , Gümüş’ün çekildiği yalıdan sonra  ikinci adresleri olarak İstanbul Cevahir Alışveriş Merkezi’ni görüyorlar.

Bu noktada da bir başka “”müthiş pazarlama başarısını görmek mümkün.

Alışveriş Merkezi’nin isabetli öngörüleriyle ve stratejik hamleleri ile AVM’i ziyaret eden turist sayısını arttırdığı rahatlıkla söyleyebiliriz. Arapça yazımında herhangi bir yanlışlık olmasın diye Mısır’da hazırlanan ve en çok konakladıkları mekanlara dağıtılan alışveriş kitapçıkları sadece İstanbul Cevahir AVM’i işaret etti en keyifli ve en renkli alışveriş için…

Turistlerin sadece havaalanlarında karşılaşabileceği ve o ülkede yaptığı alışveriş sırasında fiyata dahil olan vergi oranlarının geri ödendiği Taxfree ofislerinin bu alışveriş merkezinde bulunuyor olması da ayrı stratejik bir hamleydi.

Arap Turistler Tuba Büyüküstün ya da Songül Öden’in tarzını kopyalamak için akın akın şık mağazaları doldurdular. Önümüzdeki yıllarda Bihter’in kolyesini aramaya gelen çok Arap turist olacak bundan emin olabilirsiniz.

  • Share/Bookmark
Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes